SON DAKİKA

MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek “ Şu anda belirli bölgelerde uygulanan takas bank modeli devlet bankalarında da uygulanmalıdır.”

Bu haber 04 Temmuz 2019 - 18:50 'de eklendi ve 134 kez görüntülendi.

MHP Mersin milletvekili Baki Şimşek Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldı.

MHP Mersin milletvekili Baki Şimşek yaptığı konuşmada, Kanunlar itibarıyla Tapu Kanunu, İmar Kanunu, Medeni Kanun, Hazine Taşınmazları Hakkındaki Kanun, Toprak Koruma Kanunu, afet riski altındaki yapıların kentsel dönüşümü ve vatandaşlarımızın 2/B ve hazine taşınmazlarının satışına ilişkin ve kat mülkiyetini ilgilendiren mevzularla alakalı olarak bir düzenleme yapıyoruz. İmar barışındaki yapılan yapılar hakkında getirmiş olduğu düzenlemeyle imar barışının konu olduğu binalar ve gayrimenkuller arasındaki ilişkiyi sağlayan düzenlemeleri içermektedir.

Bu çerçevede Teklif’te getirilen düzenlemeler ana hatlarıyla şu şekildedir: Tapu uygulamalarıyla bürokrasi ve kırtasiyeciliğin azaltılması, teknolojik gelişmeler sonucu işlevsiz hâlde bulunan uygulamaların kaldırılmasıyla yurtiçinde ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın tapu işlemlerine hız kazandırılması amaçlanmaktadır. Süresini dolduran ipoteklerin malikin talebiyle terkinin sağlanarak tapu sicilinin düzenli tutulmasına katkı sağlanması hedeflenmektedir.

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yapılan değişiklikle maliklerin tapularıyla oturdukları bağımsız bölüm numaralarının çeşitli hatalar nedeniyle farklı olması durumlarında bunların düzeltilmesi yoluna gidilerek yaşanan sıkıntıların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Mülkiyet hakkının doğurduğu sonuçlar çerçevesinde vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek ve uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm getirebilmek amacıyla 3194 sayılı İmar Kanunu’nda çeşitli düzenlemelerin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır.

Parselasyon planlarının nasıl yapılacağı konusunda netlik ve açıklık getirilmesi suretiyle uzun yıllardır devam eden mülkiyet sıkıntıları ve çarpık yapılaşma hususunun çözüme kavuşturulması hedeflenmektedir. Mülkiyetin sorumlu olduğu ve mahkemelerce dahi çözülemediğinden karmaşık hâle gelen problemlere yönelik düzenleme yapılarak uzun yıllardır süregelen problemlerin çözümlenmesi hedeflenmektedir. Hazineye ait taşınmazlar ile tarım arazilerinin satışında uygulama birliğinin sağlanması ve çeşitli nedenlerle haklarından yararlanamayan vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmaktadır.

6306 sayılı Kanun’da öngörülen değişikliklerle, özellikle yıkılacak derecede riskli olan yapıların bulunduğu alanlarda kendiliğinden çöken veya zeminin kayması, heyelan, yangın gibi afetler veya patlama gibi olaylar neticesinde ağır hasar gören veya hasar görme riski bulunan yapıların bulunduğu alanlarda dönüşüm uygulamalarının ivedilikle yapılabilmesi ve düzenleme yapılmakta ve bu suretle vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin korunması, uygulamada yaşanan problemlerin çözülmesi ve zaman kaybının önlenmesi hedeflenmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarıyı maddeleriyle ele aldığımız zaman, 1’inci maddeyle, taşınmazın mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerde, tarafların farklı tapu müdürlükleri veya yurt dışı teşkilatında bulunmaları hâlinde, taraf iradelerinin resmî görevliler tarafından ayrı ayrı alınarak sözleşmelerin tamamlanabilmesine ve bu uygulamaya ilişkin usul ve esasların yönetmelikte belirtilmesine imkân sağlanmıştır.

Burada işlemlerin kolaylaştırılması ve vatandaşların, Türkiye’nin herhangi bir yerinden alıcı ve satıcı bir araya gelmeden veya yurt dışından satışının yapılabilmesi olumlu bir gelişmedir. Yalnız burada, para transferi ve sahteciliğin de önüne geçilmesi için düzenleme yapılmalıdır. Şu anda belirli bölgelerde uygulanan takas bank modeli devlet bankalarında da uygulanmalıdır.

Vatandaşların tapudaki işlemler sırasında satıcının “Parayı aldın mı?” sorusuna, alıcının da “Parayı verdin mi?” sorusuna cevap vermekte zorlandığı işlemler yapılmaktadır. Çünkü özellikle büyük satışlarda, yüklü meblağdaki paraların bankalar eliyle ödenmesi gerekmektedir. Burada takas bank modeliyle uygulanan yöntem, devlet bankalarına tapu kadastro bilgi sisteminin açılarak alıcı ve satıcının işlemden önce gidip bankada beyan vermesi, bu paranın bankanın hesabında bloke edilmesi, tescil işleminden sonra da, tapu devri yapıldıktan sonra da bankadaki memurun bunu sistemden görerek veya tapunun kendisine ibraz edilmesiyle satıcının hesabına para geçmesi sonucunda buradaki birçok mağduriyetin önüne geçilebilecektir. Maddeler üzerinde görüşme yapılırken bu hususun mutlaka dikkate alınmasını talep ediyorum.

2’nci maddeyle, tapu kayıtlarındaki hisse hatalarının düzeltilebilmesi amacıyla düzenleme yapılabilmektedir. Bu kapsamda, hataların oluşum nedenleri belirlenerek sınırlandırma yapılmakta ve hatalı hisselerin malikleri ile ayni ve şahsi hak lehtarlarına hatanın nedenleri ile düzeltme sonrası oluşacak tabloya ilişkin bilgilendirici tebligat yapılması öngörülmektedir. Burada, düzeltilecek hataların çoğunluğu maddi hatalardır.

Tabii, burada, hata düzeltilmeden yapılan işlemlerde bugüne kadar her zaman mağduriyet olmuştur; düzeltme yapılmadığı süre içerisinde de özellikle hisseli satışlarda vatandaşların aldığı tapu miktarı tapusunda yazan miktardan az ya da çok olabilmektedir, buradan da birçok mağduriyet ortaya çıkmaktadır. Burada, tabii, tebligat sırasında yaşanan en büyük sorun, taraflara ulaşılamaması, tarafların adreslerinde bulunamaması ve bundan dolayı zamanın çok uzaması.

Bu düzenleme sırasında TC kimliğinden veya Nüfus Kayıt Sistemi’nden ya da yurt dışı temsilciliklerinden adrese ulaşılamaması durumunda tapu müdürlüklerinin bunu zaten maddi hatta… Maddi hatalar oradaki işlem yapan memurun yaptığı hatalardan kaynaklanıyor. Tapu müdürlüğünün bunu resen düzeltmesine mutlaka imkân tanınmalıdır.

3’üncü maddeyle, kanun teklifinin 19’uncu maddesiyle ipotek şerhlerinin malikin talebi üzerine tapu müdürlüklerince terkin edilmesine ilişkin olarak Türk Medeni Kanunu’nun 883’üncü maddesine hüküm eklenmektedir. Maddeyle, söz konusu hükmün yürürlüğe girmesinden önce tesis edilmiş ve süresini doldurmuş olan ipotekler hakkında geçiş hükmü düzenlenerek hak kaybının oluşmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.

Yalnız burada, ipotekler terkin edilirken çok eski tarihli, 1950 yılından, 1960 yılından kalan haciz veya parseller üzerine konulan, uygulaması olmayan veya bugüne kadar uygulanmamış olan kamulaştırma şerhlerinin de vatandaşların tapusundan kaldırılması gerekmektedir; bunun üzerinde de ciddi mağduriyetler vardır.

Devlet Su İşleri, Karayolları veya başka bir kurum vatandaşın bir parselinin üzerine kamulaştırma şerhi koyuyor, aradan yirmi yıl geçiyor, kamulaştırma yapılmıyor ama vatandaş bu tapusuyla gidip ipotek veremiyor, kredi kullanamıyor, herhangi bir işlem yapacağı zaman sıkıntı yaşıyor. Bu madde görüşülürken mutlaka bunlar da göz önüne alınmalıdır.

4’üncü maddeyle Tapu Kanunu’nun işlevsiz hâlde bulunan ve uygulanmayan 22’nci maddesi ve tapu işlemlerine fotoğraf yapıştırılmasını düzenleyen 27’nci maddesinin bürokrasinin ve kırtasiyeciliğin azaltılması adına yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır. Yani tapu işlemlerinde fotoğraf istenmeyecek.

Nasılsa tapudaki memur sistemden nüfustaki bilgilere ve alıcının, satıcının fotoğrafına ulaşabiliyor. Yalnız burada yine sahteciliğin önüne geçilmesi adına -belki parmak izi uygulaması maliyet açısından biraz fazla olacak, bine yakın tapu müdürlüğü var ama- hastanelerde uygulanan el okuma sisteminin sahteciliği yüzde yüz önleyeceğini biliyorum ve bunun mutlaka uygulamaya konulması tapu müdürlüklerinde yapılacak işlemlerde hataları sıfıra indirecektir. Basit bir sistemdir, uygulanabilir bir sistemdir. Sadece el okuma yöntemiyle alıcının ve satıcının bilgileri kaydedilecek sisteme ve bu sayede de sahte satışların…

Çünkü şimdi, alıcı ve satıcı karşı karşıya gelemeyeceği için tapudaki memurun belki kontrol amacıyla o bilgileri de tam yapamaması mümkün olacaktır. El okuma sisteminin uygulanmasını talep ediyorum.

5’inci maddeyle de hatalı blok ve bağımsız bölüm numaralarının daha kolay ve külfetsiz bir şekilde düzeltilebilmesi…

Çünkü birçok vatandaşın özellikle sitelerde, çok katlı binaların bulunduğu yerde oturduğu bağımsız bölüm ayrı, kullandığı daire ayrı. Herkes bunu biliyor. Daha sonradan bir şekilde ya bilirkişiler ipotek, kredi kullanılırken bunun farkına varıyorlar. Vatandaşlar özellikle eski kurulan kat irtifaklarında, yirmi otuz yıl önce aldığı yerlerde yanlış tapu almışlar, belki numarataj sistemi farklı ve yanlış yapılmış. Bunun düzeltilmesi genelgeyle yapılıyordu ama genelgede orada oturan vatandaşların tamamının rızası gerekiyordu. Burada tamamının oy birliği yerine, salt çoğunluğun imzasıyla bu işlemler yapılabilecek.

Zaten burada Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün ya da LİHKAP bürolarının yetkilileri gidip yerinde tespit edecekler. Herkes bunu, buradaki yanlışlıkları biliyor. Yalnız bazı sitelerde -bize aktarılan bilgilere göre- sadece aynı parsel içerisindeki bağımsız bölümlerde değil, aynı site içinde olup birden çok parselin bulunduğu sitelerde yanlışlıklara rastlanabilmektedir. Burada sadece aynı parseldeki değil, komşu parseldeki yanlışlıklar da aynı düzenleme içerisinde düzeltilebilmelidir.

Yine burada da salt çoğunluğun imzası, kadastro müdürlüğünün ve lihkap bürolarının tespitiyle bu hatalar giderilebilmeli, vatandaş kendi tapusunun bulunduğu yere daha az masrafla geçebilmelidir. Aksi takdirde zaten oy birliği sağlanması mümkün olmuyor, birçok vatandaşa -ölüm, miras veya başka problemler dolayısıyla- ulaşılamamasından bu sorun çözülemiyor.

Yine 6’ncı maddeyle Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 25’inci maddesi ve 3194 sayılı Kanunu’n 8’inci maddesinde düzenleme yapılarak tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Yalnız burada, bugün milyonlarca vatandaşımızın karşılaşacağı en büyük sorun şudur: İmar barışıyla ilk başta, biz, Türkiye’deki tarım arazisine, meraya ya da 2/B arazilerine, hazine arazilerine bina yapan vatandaşlara imar affından başvuru hakkı tanıdık, arazinin ne olduğuna bakılmaksızın. Bu vatandaşlar başvurularını yaptılar, yapı kayıt belgelerini de aldılar. 17 aralık tarihine kadar da bunun cins tashihi yaptırma şansına da sahiptiler. Yaptıran 17 aralığa kadar bunların cins tashihlerini de yaptırdı.

Yalnız 17 aralık tarihinde Tarım Bakanlığı bir genelge yayınlayarak tarım arazilerini koruma kanunu kapsamında bu yapılara izin verilmeyeceğini müdürlüklere bildirdi. Yani şu anda vatandaş yapı kayıt belgesini alabiliyor; imar affından, kanundan kaynaklanan hakkını kullanabiliyor, yalnız aynı şekilde cins tashihi yaptıramıyor sadece binanın yıkımını engelliyor ama burada kanunun verdiği yetkiyi Bakanlık farklı bir gerekçeyle kısıtlamamalıdır.

Burada özellikle benim seçim bölgem olan Mersin’de ve Türkiye’nin birçok yerinde bahçe evleri veya köylerde yapılan binaların birçoğu niteliği tarım arazisi olan araziler üzerine yapılmıştır. Çok büyük bir istismar olmadığı süre içerisinde adam 50 dönüm 100 dönüm bahçesine bir tane bahçe evi yapmış, bağ evi yapmış, bunların önü mutlaka açılmalıdır, kanunun verdiği yetki burada Tarım Bakanlığının uygulamasıyla kısıtlanmamalıdır, maddeler görüşülürken bu hususa dikkat çekilmelidir.

7’nci maddeyle, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 13’üncü maddesinde yapılan değişiklikle uygulama imar planında kamu hizmet alanına ayrılan veya kamulaştırılması gereken alanların kamunun eline geçmesini sağlama, kamulaştırma yükünü ve taşınmaza el atmadan kaynaklanan sorunlarını azaltma, nüfusun ihtiyaç duyduğu açık ve yeşil alanların elde edilmesini sağlama yönündeki kanuni düzenlemenin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır.

Burada kamulaştırılması yapılamamış bugüne kadar veya kamulaştırılması mümkün olmayan, bütçenin müsaade etmediği resmî kurum alanlarında bulunan bazı yerlerin vatandaş mağduriyetini önleme adına vatandaşın okul, sağlık tesisi veya başka maksatla kullanılmasının önü açılmaktadır. Yalnız, burada, kanunda bu alan net tarif edilmelidir. Özellikle gayrimeskun alanlarda, uygulaması yapılmayan alanlarda buna fırsat verilmemeli.

Ben size örnek veriyorum, mesela, Ankara’nın merkezinde yapılaşmanın bittiği bir alanda bir okul alanı vatandaş adına tapulu, devlet burada 18 uygulamasıyla veya başka bir şekilde bu okul alanının kamulaştırmasını yapamıyor, vatandaşın da tapusu olmasına rağmen bundan faydalanamıyor ve gerçekten mağduriyet var. Burada bu vatandaşın özel okul yapmasına müsaade edilebilmelidir, yalnız uygulamaya yapılamayacak alanlarda.

Yalnız uygulamaya yapılabilecek alanlarda vatandaşa okul alanını verdiniz, vatandaş buraya özel okulu yaptı, daha sonra burası uygulama sahası içerisine yapıldı. Vatandaş, bir yerde, okul alanını yaptı, okul alanı düzenleme ortaklık payına (DOP’a) gireceği için uygulama esnasında burada okulu olacak, gidecek diğer yerden de kesintiden kalan yerine karşılık arsa alacak; bu, hakkaniyetle bağdaşmıyor veya sağlık tesis yapacak, gidecek oradan buna karşılık arsa alacak. Uygulama yapılabilecek yerlerde kesinlikle buna müsaade edilmemelidir. Meskun alanlar içerisinde uygulamanın tıkandığı, uygulama yapılamayan yerlerde bunun yapılması doğru olacaktır. Yalnız bunun kanunda net olarak belirtilmesi lazım.

8’inci maddeyle uygulamada tarım karmaşası olduğundan parselasyon planı yapılması gereken yerlerde ifraz ve tevhit işlemleri yapılmaktadır. Bu maddeyle ifraz ve tevhidin hangi durumlarda yapılabileceği açıklanmakta ve ifraz ve tevhit şartlarının daha anlaşılır hâle getirilmesi amaçlanmaktadır. Burada da bazı parsellerden yüzde 10 kesinti yaparak, bazılarından yüzde 20 kesinti yaparak bazı belediyelerin keyfî uygulama yapmasının önü kapanmak isteniyor.

Bu, genel düşünce olarak doğru. Yalnız burada bütün parsellerin geldisi 18 uygulamasından ve parselasyon planından gelmiyor. Yani bir mahalle içerisinde 8 parsellik bir ada var, bunun 6 tanesine inşaat yapılmış, 2 tane parsel boş. Bu parsellerde tevhit ve ifraz yapmanız gerekiyor ama çıkartacağımız bu kanunla bu parselde tevhit ve ifraz yapamayacağız. 18 uygulamasından gelmediği için, burada yeni bir 18 uygulaması da yapılamayacağı için, o parsel maliklerini kesinlikle mağdur edeceğiz. Bu düzenleme içerisinde buna kesinlikle meskûn alanlarda -1516- tevhit ve ifraz yapılabilmelidir, “Bununla ilgili yetki belediyelere bırakılmalıdır.” maddesi mutlaka buna eklenmelidir.

Yoksa Türkiye’nin birçok yerinde 18 uygulaması yapılamayacak çok sayıda arazi var. Şu anda Türkiye’nin, belediyelerin imar planlarını yaptığı alanların en az yüzde 50’sinin uygulaması yapılamamış durumda. Buradaki vatandaşların inşaat yapmasının önü tamamen kapatılmamalıdır. Bir mağduriyeti önleyelim derken, bir haksızlığı önleyelim derken, yeni mağduriyetlere sebebiyet vermeyelim. Burada mutlaka “meskûn”, “gayrimeskûn” ayrımı yapalım. Gayrimeskûn alanlarda da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı belediyeleri finans olarak destekleyerek, yapılan planların mutlaka uygulanmasını sağlamalıdır. Yoksa planlar kâğıt üzerinde kalacak, yeni mağduriyetler ortaya çıkacaktır.

9’uncu maddeyle, arsa ve arazi düzenlemelerinde düzenleme ortaklık payı yüzde 40’tan yüzde 45’e çıkartılmakta, ortak katılım alanları da bunun içerisine dâhil edilmektedir. Bu maddeye olumlu bakıyoruz. Yalnız, bu madde içerisinde, düzenleme ortaklık payının içerisinde bulunan okul, cami, yol, yeşil alan, karakol, mesire alanı gibi yerlerin olmasını doğru buluyoruz.

Mezarlık alanlarının düzenleme ortaklık payı içerisine alınmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Mezarlık alanları, sosyal donatı alanları değildir, genelde şehirlerin çıkışlarında tarla vasfındaki araziler mezarlık olarak kullanılıyor. Şehir içinde de kalsa bunların zaten çoğunun fiili durumu ve tapu sorunu çözülmüş durumda. Mezarlık alanlarının mutlaka bu düzenleme ortaklık payıyla alınacak alanlardan çıkartılmasının doğru olacağını düşünüyoruz.

Kadastro ve imar yollarının ihdas edilerek yolda kalan kısımlarının bağış yoluyla DOP’ta kullanılması, diğer kısımların da hisseli parsellerdeki problemlerin çözümünde kullanılmasını doğru buluyoruz yine.

Çok hisseli parsellerde mülkiyet probleminin parsel sahiplerinin muvafakatları olması hâlinde imar uygulamasıyla çözülmesi ve müstakil parsele dönüştürülmesi daha önce 2981’de olan, daha sonra ek 1/A’yla konulan, daha sonra kullanılmayan maddenin uygulanması burada hisse ayrımını müstakil parsele dönüşü kolaylaştıracaktır.

Yine, uygulama imar planında hüküm bulunması hâlinde, yönetmelikte belirtilen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Zaten parselasyon planı onaylanırken belediyeler bunun önünü kapatacaktır, plan hükümlerine aykırı bir parselasyona belediyeler müsaade etmeyecektir.

Yine 10’uncu maddeyle, tarımsal seralarda ruhsat almadan yine projeler çizilerek, mimar ve mühendislere sorumluluk yüklenerek vatandaşın harçsız olarak, belediyelerin sadece proje kontrolörlüğü yaparak ruhsat vermeden ve yolu olmayan yerlerde de geçit hakkıyla ruhsat almasının önü açılacaktır. Bu da olumlu bir maddedir.

Yapılaşmamış parsellerin parsel maliklerinin muvafakatıyla, araç giriş ve çıkış trafiğini aksatmamak kaydıyla şehir içerisindeki özellikle inşaat yapılmamış boş arazilerin geçirgen malzeme kullanılmak kaydıyla geçici süreyle otopark olarak kullanılması bu yasayla güvence altına alınmaktadır.

Yine, güvenlik açısından şehir içerisinde tehlike arz eden binaların önce parsel malikleri tarafından, olmuyorsa da belediyeler ve valilikler tarafından resen yıkımının gerçekleştirilmesiyle ilgili düzenleme yapılmaktadır.

Vatandaşlar tarafından çözümü gerçekleşmeyen alanlardaki süreçlerin etkinleştirilmesi ülke düzeyindeki iyileştirme, yenileştirme ve dönüşüm çalışmalarının bütüncül bir anlayışla koordinasyonun sağlanması ve benzer alanlarda tekil çözüm üretilmesinin gerekliliği karşısında söz konusu düzenlemenin yapılması amaçlanmaktadır.

Yine, mevcut tasarıyla 2/B arazilerin satışıyla ilgili müracaat süresini geçirenler ve parasını yatıramayanlarla ilgili süre uzatımı, belirli haklar ve bir birliktelik sağlanmış oluyor. Yalnız, burada sürecin daha hızlı işletilmesi lazım. İmar barışıyla beraber çıkarmış olduğumuz ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiyle Bakanlar Kurulunun uygun görmesi hâlinde farklı maksatlarla kullanılan bazı yerlerin tahsisinin vatandaşa yapılmasıyla ilgili yasa çıktı ama bugüne kadar maalesef uygulanmadı.

Bugün itibarıyla da bazı bölgelerde orman müdürlüklerinin belediyelere ve kurumlara yazmış olduğu yazılarla içinde kırk elli yıldır insanların oturduğu evlerinin olduğu, sularının, elektriklerinin olduğu bölgelerde vatandaşın şu anda elektrikleri kesiliyor, suları kesiliyor.

Özellikle seçim bölgem olan Mersin Erdemli, Arpaçbahşiş ve Mezitli’de ciddi mağduriyetler yaşanıyor. Bakanlar Kurulunun komisyonlar kurarak veya millî emlak müdürlüklerini, defterdarlıkları harekete geçirerek mutlaka yasayı işletmesini ve buradaki mağduriyetleri ortadan kaldırmasını…

Yine, yasayla süresi dolan ipoteklerin resen kaldırılması öngörülmektedir. Bu da olumlu bir maddedir.

Kentsel dönüşümle ilgili parsel üzerindeki şerhlerin oluşturulacak bağımsız bölümler üzerine aktarılması öngörülmektedir. Burada da mağduriyetlerin önüne geçilecektir.

Kentsel dönüşümle ilgili uygulama sırasında vatandaşların belediyeye ve diğer kurumlara olan ecrimisil veya emlak borçlarının sıfırlanması öngörülmektedir. Bunlar da olumlu maddelerdir.

Ayrıca, Tapu Kadastro çalışanı birçok meslektaşımız bilgisayar işletmeni olarak görev yapmaktadır yaptıkları işin bunca riskine rağmen. Bunlara da yapılan akitlerden ve sözleşmelerden işlem başı bir ücret ödenerek Tapu Kadastro çalışanlarının mağduriyetleri giderilmelidir dedi.

istanbul escort seks izle